- Korkuyorum.
- Neyden?
- Ümid etmekten.
- Neden?
- Çok mu soruyorsun acaba?
- Sadece
iki soru.
- 2’de kalmaz, devamı gelir cinsten
sorular ama.
- Sen sor.
- Ne sorayım?
- Soru sor.
- Ne sorayım?
- İçinden
ne geliyorsa.
- Gelmiyor bir şey.
- O zaman
laf olsun diye sor.
- Adın ne?
- Ümit.
- Ümit mi?
- Evet.
- Kağan değil miydi senin adın?
- Kağan.
Ümit Kağan.
- Bunu bilmiyordum.
- Sordun,
öğrendin.
- Şaşırdım, beklemiyordum.
- Ben
bekliyordum.
- Neyi?
- Şaşıracağını.
- Nasıl?
- Soru
sormaya başladın.
- Eee?
- E’si, soru soran insan mutlaka şaşıracağı cevaplarla karşılaşır.
- Bu kadar büyütme, sadece ufak bir
şaşkınlık.
- Şimdilik öyle. Ama bundan sonra ümit kelimesine daha
farklı bakacaksın.
- Sanmıyorum. Ümit işte, hep aynı
ümit…sizlik.
- Hayır. Soru sordun ve cevap seni şaşırttı.
Sormasaydın ne cevap bulabilecektin ne de şaşırma duygun harekete geçecekti.
- Ümitle ne alakası var bunun?
- Ümit de soru sormak gibi; eğer kullanmaktan korkar
ve kullanmazsan içinde harekete geçmeyi bekleyen duygularını da sonsuz bir karanlığa
gömmüş olursun.
- Korku da bir duygu değil mi?
- Evet,
öyle.
- Ümid
etmekten korkuyorum. İşte! İçimde harekete geçmeyi bekleyen korkuyu
tetikliyorum.
- Doğru.
- Eee…
Bu kadar mı? Haklı olduğumu, tezinin çürüdüğünü söylemeyecek misin?
- Hayır.
- Neden?
- Çünkü çok güzel merak ediyor, soruyor ve cevap için
ümitleniyorsun.
- Ümitlenmiyorum, yanıldığını kabul
etmeni istiyorum.
- Yanıldığımı
söylediğimde rahatlamayacaksın.
- Belki.
Ama… Yok, rahatlayacağım. Evet, rahatlayacağım.
- Bocalıyorsun,
Şimdi de kuşkuya düştün.
- Hayır, düşmedim. Rahatlayacağım,
eminim.
- Tamam,
yanıldım.
- Kabul ediyor musun yani?
- Evet,
tatmin olmuşsundur artık.
- Evet, oldum.
- Evet, oldun. Çünkü sorular sordun, cevaplar
bekledin. Sen ne dersen de bu bekleyişin adı ümittir.
- Bu ne demek şimdi? Hani kabul
etmiştin yanıldığını?
- Hala sorular soruyor olman ve tatmin olmaman çok hoşuma
gidiyor.
- Neden?
- …
- “Neden?” diyorum sana!
- Sorduğun sorular kadar meraklı, beklediğin
cevaplar kadar ümitli ve aldığın cevaplar kadar tatminkârsın.
- Yani?
- Yani güzel kardeşim; içinde cevap bulmaya dair bir
ümit olmasaydı bana 31 replikte 20 soru sormazdın.
- Ne repliği? Ne sorusu?
- …
- Neden gülüyorsun?
- 19 soru… Ben sayamadım ama senaristin saydığına
göre 31 replikte 19 soru sormuşsun. Sanırım an itibariyle 33’te 22 oldu.
- Senarist de kim?
- 34’te 23…
- Tamam, soru sormuyorum. Adam gibi
anlat.
- Peki, anlatayım. En başa dönelim. Sana 2 soru
sordum ve sorularım hakkında “2’de kalmaz, devamı gelir cinsten” yorumunu
yaptın. O saatten sonra merakın ve cevap bulma ümidinle sorular sormaya devam
ettin. Artık sen soru sormaktan da cevap bulmaktan da korkmayan biriydin. Tam
23 soru sordun. Bense sadece 2…
Öyle değil mi?
- 3
oldu. Ben demiştim “2’de kalmaz devamı gelir.” diye.
- Öyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder