Kasım 05, 2013

Öyle Diyalog

- Korkuyorum.
- Neyden?
- Ümid etmekten.
- Neden?
- Çok mu soruyorsun acaba?
- Sadece iki soru.
- 2’de kalmaz, devamı gelir cinsten sorular ama.
- Sen sor.
- Ne sorayım?
- Soru sor.
- Ne sorayım?
- İçinden ne geliyorsa.
- Gelmiyor bir şey.
- O zaman laf olsun diye sor.
- Adın ne?
- Ümit.
- Ümit mi?
- Evet.
- Kağan değil miydi senin adın?
- Kağan. Ümit Kağan.
- Bunu bilmiyordum.
- Sordun, öğrendin.
- Şaşırdım, beklemiyordum.
- Ben bekliyordum.
- Neyi?
- Şaşıracağını.
- Nasıl?
- Soru sormaya başladın.
- Eee?
- E’si, soru soran insan mutlaka şaşıracağı cevaplarla karşılaşır.

- Bu kadar büyütme, sadece ufak bir şaşkınlık.
- Şimdilik öyle. Ama bundan sonra ümit kelimesine daha farklı bakacaksın.

- Sanmıyorum. Ümit işte, hep aynı ümit…sizlik.

- Hayır. Soru sordun ve cevap seni şaşırttı. Sormasaydın ne cevap bulabilecektin ne de şaşırma duygun harekete geçecekti.


- Ümitle ne alakası var bunun?

- Ümit de soru sormak gibi; eğer kullanmaktan korkar ve kullanmazsan içinde harekete geçmeyi bekleyen duygularını da sonsuz bir karanlığa gömmüş olursun.

- Korku da bir duygu değil mi?
- Evet, öyle.
- Ümid etmekten korkuyorum. İşte! İçimde harekete geçmeyi bekleyen korkuyu tetikliyorum.

- Doğru.
- Eee… Bu kadar mı? Haklı olduğumu, tezinin çürüdüğünü söylemeyecek misin?

- Hayır.
- Neden?
- Çünkü çok güzel merak ediyor, soruyor ve cevap için ümitleniyorsun.

- Ümitlenmiyorum, yanıldığını kabul etmeni istiyorum.
- Yanıldığımı söylediğimde rahatlamayacaksın.
- Belki. Ama… Yok, rahatlayacağım. Evet, rahatlayacağım.

- Bocalıyorsun, Şimdi de kuşkuya düştün.
- Hayır, düşmedim. Rahatlayacağım, eminim.
- Tamam, yanıldım.
- Kabul ediyor musun yani?
- Evet, tatmin olmuşsundur artık.
- Evet, oldum.
- Evet, oldun. Çünkü sorular sordun, cevaplar bekledin. Sen ne dersen de bu bekleyişin adı ümittir.

- Bu ne demek şimdi? Hani kabul etmiştin yanıldığını?
- Hala sorular soruyor olman ve tatmin olmaman çok hoşuma gidiyor.

- Neden?
- …
- “Neden?” diyorum sana!
- Sorduğun sorular kadar meraklı, beklediğin cevaplar kadar ümitli ve aldığın cevaplar kadar tatminkârsın.

- Yani?
- Yani güzel kardeşim; içinde cevap bulmaya dair bir ümit olmasaydı bana 31 replikte 20 soru sormazdın.

- Ne repliği? Ne sorusu?
- …
- Neden gülüyorsun?
- 19 soru… Ben sayamadım ama senaristin saydığına göre 31 replikte 19 soru sormuşsun. Sanırım an itibariyle 33’te 22 oldu.

- Senarist de kim?
- 34’te 23…
- Tamam, soru sormuyorum. Adam gibi anlat.

- Peki, anlatayım. En başa dönelim. Sana 2 soru sordum ve sorularım hakkında “2’de kalmaz, devamı gelir cinsten” yorumunu yaptın. O saatten sonra merakın ve cevap bulma ümidinle sorular sormaya devam ettin. Artık sen soru sormaktan da cevap bulmaktan da korkmayan biriydin. Tam 23 soru sordun. Bense sadece 2…
Öyle değil mi?

- 3 oldu. Ben demiştim “2’de kalmaz devamı gelir.” diye.

- Öyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder